Hoşgeldiniz  

admin | 17 Aralık 2018 | Dünya, Genel, Gündem, Kültür Sanat, Tüm Manşetler, Yerel Haberler A- A+

Göçmek “yerleşmek amacıyla mahalle, köy, şehir veya ülke değiştirmek” olarak tanımlanabilir. Bu işlevi yerine getirenlere, yani göçenlere de “göçmen” deniliyor.

Engin Akyüz ile Konuşuyorum’da bu hafta “18 Aralık Dünya Göçmenler Günü” dolayısı ile Göçmenlerin hayatları konu ediliyor. Geçtiğimiz günlerde göçle başlayan hayat hikayesini yazıya dökerek kitaplaştıran, okuyanın gözyaşlarını tutamadığı anılarıyla kamuoyuna bir tarihi not eden Zarif Süzgün  konuklardan biri. Yine 18 yaşına kadar, çocukluk ve gençlik dönemini geçirdiği topraklardan Anadolu’ya göç etmek zorunda kalan Rumeli Göçmeni Ağabeyimiz, Galip Saygılı konuk. Kurulduğu günden beri Balkan Göçmenlerinin sorunları ile hemhal olan, onların duygularına tercüman, dertlerine ortak olan Balkan Göçmenleri Derneği’nin başarılı başkanı Tunay Gül konuklardan bir diğeri. Zevkli diyemeyeceğimiz, ancak tarihe ışık tutacak, çok ders çıkaracağımız duygusal bir program bizleri bekliyor. 19 Aralık Çarşamba saat 21.00’de Manisa Medya TV’den izleyebilirsiniz.

Balkanlar’dan Anadolu’ya Göç Hakkında Şunları Hatırlayalım…

Peki ama insanlar niçin göçerler? Ne için doğduğu, çocukluğunu yaşadığı, binlerce anısını biriktirdiği, yolunda yürürken gökyüzüne bakıp buralar benim dediği yerleri bırakıp ta başka yerlere gider insan. Elbette göçlerin arkasında tüm bu sevdiklerinden ayrılmak zorunda bırakan mücbir sebepler var. Bunların başında yine insan ve insanın doymak bilmeyen egoları, kazanma, üstün olma, yok etme duyguları var. Yani kısacası savaş!

Ne olduysa, Balkanlar’ın üzerinde Avrupai hayaletler dolaşmaya başladığında oldu. Batılı fikir akımlarından beslenen ve Batı’da olduğu gibi etnik bakımdan homojen ulus devletler hedefleyen siyasal hareketler ortaya çıktı. Müslümanlar ve Türkler çoğunlukta oldukları ya da güçlü bir azınlık olarak yaşamlarını sürdürdükleri bölgelerde ulus devletlerin oluşumunun en büyük engeli olarak görülmeye başlandı. Sonrası malum. Devlet eliyle veya çeteler yolu ile tarif edilmez zulümler, kıyımlar, akıl almaz öldürmeler, boğazlamalar. Tabii ki kaçınılmaz göç…

Yunanistan, Bulgaristan, eski Yugoslavya’da Müslüman azınlıklar, yüzyıllarca Osmanlı’nın Hristiyan tebaya gösterdiği duruşun tam aksine, tarifi mümkün olmayan muamelelere maruz kaldı. Yüz yıl önce bunlar yaşandı. Yüz yıl sonra da değişen olmadığını Bosna’da gördük.

Bu gün Anadolu topraklarında huzur ve güven içinde yaşarken, Evlad-ı Fatihan’ı unutmadığımızı her vesile ile gösterme zorunluluğumuz olduğunu bilmeliyiz.

GHA/ Süleyman Kollu

382 Kez Görüntülendi.
Yorumunuz
Konu hakkındaki görüşleriniz nelerdir?

EN SON HABERLER

KÖŞE YAZARLARI
www.gundemakhisar.com Akhisar Gündem Grup Tüm Hakları Saklıdır.
Reklamı Gizle

Reklamı Gizle